20 Mart 2013

Justin Timberlake - The 20/20 Experience


Kaç yıl geçti aradan ayrı ayrı?
Bitsin artık bu hasret, buluşalım gayrı.



Boşuna saymayın kaç yıl geçtiğini çünkü tam olarak 7 yıl geçmiş. Future Sex / LoveSounds albümünden sonra neler oldu bitti hiçbir fikrim yok ama bu kadar uzun süre müziğe ara vermek düşüncesi beni korkutuyor. Neyse, artık önemli olan tek şey, Justin Timberlake’in “The 20/20 Experience” albümü ile tekrar aramıza katılması. İki albüm arasında bu kadar uzun zaman olması ancak bu kadar güzel kullanılabilirdi. Justin -kendisine öyle hitap ediyorum- büyümüş, güzelleşmiş ve olgunlaşmış. Kısacası evlilik yaramış. Yüzük de yakışmış. Tabii ki bizi ilgilendiren kısımlar bunlar değil desem de inanmayın. Gayet ilgi alanım içinde olan konular. Şarkıları konuşmaya başlamadan önce ufak bir göz ziyafeti sunmak istiyorum. “Takım elbise” tabir-i caizse “cuk” diye olmuş














Gelelim albüme. The 20/20 Experience albümü 10 şarkıdan oluşuyor. Deluxe versiyonunda ise 2 tane de bonus şarkı barındırıyor. Albümün prodüktörü tabii ki Timbaland, Timberlake ve Harmon üçlüsü. Şarkıların hemen hemen hepsi Timberlake, Timbaland, Timothy Mosley,Harmon ve Fauntleroy işbirliği içeriyor. Albüm ile ilgili göze çarpan ilk şey ise, şarkıların uzun olması.         10 şarkı = 70 dakika. Bu da ortalama olarak her bir şarkıya 7 dakika düştüğünü gösteriyor. Günümüz piyasasının çok alışık olduğu bir durum değil. Justin ve ekibi de tabii ki bu durumun farkında ve bu durumu, şarkıların radyolar için düzenlemiş versiyonları ile çözmeyi planlıyorlar.


Albümü ilk dinleyişimde çok çabuk önce çıkan ve sonrasında da farkında olmadan mırıldandığım şarkılar oldu. Buna verebileceğim en iyi örnek  Tunnel Vision şarkısı. Müziği güzel, sözleri güzel, ama en önemlisi tam bir Justin Timberlake şarkısı. Şarkıyı bir defa dinleyip bırakmak mümkün değil. Birkaç gün boyunca kesintisiz dinletiyor kendini. Çabuk iz bırakan bir diğer şarkı da albümün ikinci single’ı olan Mirrors.  Şarkıyı dinlediğim andan itibaren, şarkı benim için her seferinde “Cry Me A River 2” etkisi yaratıyor. Fakat iki şarkı arasındaki ufak bir fark var. Cry Me A River’da hiçbir şeye sahip olmayan Justin, şu anda her şeye sahip.




Öncelikli olarak Tunnel Vision ve Mirrors şarkılarını sevsem de genel olarak da çok başarılı buldum albümü. Suit &Tie’a söyleyecek pek söz yok zaten. Jay-Z yine yapmış. Şarkıda ikili arasında mükemmel bir uyum olmasının yanında, şarkının, albümün çıkış parçası olarak seçilmesi de süper bir seçim. Strawberry Bubblegum ise tam bir R&B şarkısı.  “Cause she is like nothing/ That I’ve seen before/ Baby, please don’t change nothing” sözleri de ile dolandı mı gitmek bilmiyor. Albümün gizli hiti demek istediğim ama albüm içinde hiç gizlenmeyen Don’t Hold The Wall şarkısı ise giriş introdan çıkışa kadar her anında insanı büyülüyor. O, “Dance, Don’t Hold The Wall” sesi ise sürekli kulaklarımda. Diğer şarkılar kadar uzun olmamasına rağmen sanki o kadar da uzun sürmüyor şarkı. Bundaki en büyük etki, şarkının 4.20’den sonra başka bir havaya bürünmesi. Pusher Love Girl ve Spaceship Coupe şarkılarına çok fazla ısınamadım. Pusher Love Girl şarkısının sevmek üzere olsam da bana göre çok fazla tekrardan oluşan bir şarkı. Radyo düzenlemesini beklemeye başladım bile.  




That Girl şarkısına gelecek olursak, bu şarkıda Justin ve The Tennessee Kids’in yaptığı işbirliğine kulak veriyoruz. Bana göre albümün en sakin şarkısı. Sözler çok güzel, müzik hafif ve akıcı, yorum ise yine mükemmel. Şarkı bu özelliklerin yanında albümün en kısa şarkısı olma özelliğini de taşıyor. Kısa bir not olarak ise, Justin’in bu şarkıyı mükemmel bir şekilde değerlendireceğini düşünüyorum. Let The Groove Get In şarkısı ise albümün dans şarkısı olma yolundaki en güçlü aday. Şarkının, insanı oturduğu yerden kaldırıp dans ettirmeye başlaması sadece 3 bilemedin 4 saniye sürüyor. Bu şarkının da canlı performansını ve koreografisini çok merak ediyorum.

Albümün kapanış şarkısı Blue Ocean Floor, Justin Timberlake’in verdiği arayı ne kadar iyi değerlendirdiğini gösteren en iyi şarkı olabilir. Justin, olgunlaşma dönemini bu şarkı ile tamamlamış duruyor. Çok az şarkıcının seslendirebileceğini düşündüğüm şarkı, ilk izlenim olarak sakinlik hissi uyandırıyor fakat bana kalırsa şarkı içinde birçok şey barındırıyor; Özgünlük ise bunların en önemlisi.


               Not: Justin, yakın zaman önce albümün ikinci yarısının kasım ayında yayınlanacağını açıkladı. Güzel bir pazarlama örneği olmasının yanında mükemmel bir haber değil mi? 2. yarıda da görüşmek üzere...

             

Kaan Kızılırmak

1 yorum:

  1. Mirrors, Mirrors, Mirrors! Mükemmeliyet bu olsa gerek. Don't hold the Wall da ayrıca o ye! dedirtiyor. Ard arda dinliyorum sürekli indirdiğim günden beri! Yazın da mükemmel olmuş bu arada. Bana Justin'i sevdiren sana teşekkürler canıms.

    YanıtlaSil

.